Gayrimenkul inşaatı, alım ve satımı ile
ilgili olarak vergi mevzuatımızda ilginç hükümler, dikkate
alınmasında fayda olan hususlar bulunmaktadır.
Gayrimenkul alım-satımı ile ya da bina inşa edip satma ile
devamlı olarak uğraşılıyor. Ve bu iş, bir ticari işletme
bünyesinde yapılıyorsa, bu faaliyetin ilginç bir yönü söz konusu
değildir. Bir işletmede herhangi bir mal satmakla, gayrimenkul
satmak arasında, bu durumda, herhangi bir fark yoktur.
Ancak, ticaretle ve ticari işletme ile hiç ilgisi olmayan bir
kişinin hasbelkader sahip olduğu bir gayrimenkulü satması
halinde, ya da sahip olduğu bir arsasını kat karşılığı verip,
karşılığında daire ya da daireler alması halinde vergi açısından
dikkat edilmesi gereken çok önemli hususlar bulunmaktadır.
Bu konuda birkaç husustan bahsetmekte fayda görmekteyiz.
Bir kişinin üzerinde görünen bir gayrimenkul’u (arsa veya bina)
tek işlem olarak bir başkasına satması halinde, eğer bu işten
bir para kazanmışsa, Gelir Vergisi Kanununun Mükerrer 80 nci
maddesi uyarınca, “Değer Artış Kazancı” elde etmiş sayılır. Eğer
bu kazanç 6.000.-YTL.yi geçerse aşan kısmın beyan edilip
vergisinin (Gelir Vergisi) ödenmesi gerekir.
Burada kazancın hesabı sırasında, gayrimenkulün iktisap bedeli,
elden çıkarıldığı ay hariç olmak üzere, Devlet İstatistik
Enstitüsünce belirlenen üretici fiyatları genel endeksindeki
artış oranında artırılarak yeniden tesbit edilir ve bu bedel ile
satış bedeli arasındaki fark kar veya zararı ifade eder.
Genel hüküm böyle olmakla birlikte, eğer bir gayrimenkul,
iktisap tarihinden itibaren 4 yıl geçtikten (halen Cumhurbaşkanı
onayı safhasında bulunan bir yasa ile bu süre 5 yıla
çıkarılmaktadır) sonra satılırsa, elde edilecek kazanç ne kadar
olursa olsun vergi dışı kalacaktır. 4 yılın hesabı tapu
tarihinden, tapu tarihine olarak yapılacaktır.
Görüldüğü gibi bu süre çok önemlidir. Alım-satımda bunun dikkate
alınmasında yarar vardır.
Burada, durum önemli ama basittir.
Asıl çapraşık olan bir kişinin sahip olduğu arsasını kat
karşılığı verip birden fazla daire alması hallinde durumun ne
olacağı ve nelere dikkat edilmesi gerektiğidir.
Bir arsanın kat karşılığı verilmesi ve karşılığında 5-6 daire
alınması ve bu dairelerin birer ikişer satılması halinde iki
ayrı safha ve iki ayrı işlem bulunmakta ve 4 yılın hesabı da bu
iki ayrı işleme göre yapılmaktadır.
Önce arsayı verip karşılığında daireler alınması birinci
safhadır. Burada 4 yılın hesabı arsanın tapudaki alış tarihi ile
arsanın tapusunun müteahite veriliş tarihleri arasında
yapılacaktır.
Bu iki tarih arasındaki fark 4 yılı geçiyorsa mesele yoktur. Kaç
daire alınırsa alınsın durum değişmeyecektir. Ancak, işlemler
arası süre 4 yılın altında ise, yine endeksleme yapılarak
maliyet bulunacak, buna karşılık satış bedeli olarak alınan
dairelerin toplam rayiç bedeli dikkate alınacaktır.
Şimdi, alınacak dairelerin adetleri ne olursa olsun bunların
muhafaza edilip, kiraya verilmesi halinde problem çıkmayacaktır.
Ancak, bu dairelerden birisi satılmak istenirse, inşaatın bitim
tarihi (oturma izni alınması, ya da fiilen kullanılması) ile
satış tarihi arasında 4 yılın geçip geçmediğine göre “Değer
Artış Kazancı” sağlanıp sağlanmadığı tesbit edilecektir.
Bir daire satışında pek problem olmayabilir, ancak, bu
dairelerden bir yıl içinde iki tane, ya da birbirini izleyen iki
yılda birer daire satılmaya kalkışılırsa, işte o zaman kıyamet
kopacaktır.
Çünkü bu takdirde, mevzuatımız iki veya daha fazla daire
satısında, gayrimenkul satışı ile DEVAMLI uğraşıldığını kabul
ediyor, burada TİCARİ KAZANÇ elde edildiğini var sayarak, 4
yıllık süre hesabını kabul etmiyor, üstelik satışta Katma Değer
Vergisini de istiyor.
Her ne kadar, 150 M2’ye kadar konutlarda K.D.V oranı %1 ise de,
olayın ticari faaliyet sınırına girmesi, fevkalade tatsız
olaylara sebep olmaktadır.
Gayrimenkul alım-satımı yapılırken ya da arsa karşılığı daireler
alınırken ve bunları değerlendirirken, yukarıda açıkladığımız
hususlara dikkat edilmesinde fayda görmekteyiz.
A.Tahir PEREK
Yeminli Mali Müşavir